ANASAYFA
İnsanlar hesabını kula değil, Allah’a verir.
Manevi bir derin anlama sahip olan bu cümle, islamın adalet anlayışını, hem de insanın sorumluluk bilincini özetler.
Bazı insanlar, Allah’ın soracağı soruları sorarlar. Bu davranışlarıyla haddini aştıklarının bilincinde değildirler. Çünkü kişinin niyetini, gizlisini, saklısını, aklında geçeni, kalbindeki samimiyeti, vs. tam ve eksiksiz bilen yanlızca Allah’tır. Bu nedenle hesap da insanın her halinden haberdar olan Allah’a verilir. Insanların kusurları, eksiklikleri, bilmedikleri, yanlış anladıkları veya eksik gördükleri çok kavramlar vardır. Fakat Allah’ın adaleti noksansızdır.
Dolayısıyla hesap insanlara değil, Allah’a verilir. Diğer bir deyimle bu bir sorumluluktur.
Bu ifade, bir insanın kendi hayatını insanların gözü için değil, Allah’ın rızası için yaşaması gerektiğini hatırlatır.
Bu hesabın veya sorumluluğun mana yorumu;
- Gösteriş için iyilik yapmak, boşa gider,
- İnsanlardan takdir beklemek, kırılmaya-alınmaya sebep olur,
- Riya ile ibadet etmek, ruhu çürütür.
Fakat Allah için yani iyi niyetle yapılan her bir iş değerli ve kıymetli olur.
Ancak kul yargılar fakat Allah hükmeder. Çünkü mutlak manada Hüküm ve Takdir yanlız Allah’a mahsustur.
Bu ifadenin mana yorumu;
- Insan aceleci hüküm verir,
- Eksik görür,
- Kalbi okuyamaz,
- Niyet bilmez, vs.
Adaletinde kusur olabilir. Bu nedenle insanların hükmü, çoğu zaman eksiktir. Dolayısıyla asıl hüküm ve hesap kâmil adalet sahibi olan Allah’a aittir.
Alevi inancı boyutunda insanlardan değil, Allah’tan utan buyurulur.
Demek ki insanlardan çekinmek değil, Allah’tan çekinmek gerekir. insanlar görmese de Allah görür. Dolayısıyla insanlardan gizlenen haller olabilir. Fakat Allah’ın nazarından hiçbir nesne gizli değildir. Bu da insanın içsel otokontrolünü, ahlaki omurgasını güçlendirir.
Bunun bir de toplumsal boyutu vardır. Hesabı Allah’a vermek, Kul hakkını hafife almak değildir. Bazı kişiler, “hesabı Allah’a vermek” cümlesini yanlış anlayıp şöyle düşünürler. “Ben hesabı Allah’a vereceğime göre kimseye hesap vermem. Bu düşünce elbette doğru değildir. Çünkü Kul hakkı, Allah’ın affetmiyeceğini söylediği tek haktır. Hesap Allah’a verilir fakat hesabın konusu, kula yapılan haksızlıklardır. Onun için Allah kişiye sorar, “Niçin kulumu incittin? Ve mesele budur.
Sonuç itibariyle insanların hükmü geçicidir, Allah’ın hükmü hakikattir. Insanların değerlendirmesi sınırlıdır, fakat Allah’ın bilgisi tamdır. Insanlar unutur ancak Allah kayda geçirir.
Bu yüzden;
- Yaptığımızı, Allah’ın rızası ile hoşnutluğu için yapalım.
- Yanlıştan Allah’ın rızası ve hoşnutluğu için uzak duralım.
- Doğrudan, Allah’ın rızası ve hoşnutluğu için şaşmayalım.
- Hesabı yaratılana değil, yaradana vereceğimizin bilincinde olalım.
Bu ilkeler doğrultusunda hareket eden bir insan, Hakk ile hakikat yolundadır. Yolumuz, uğrumuz açık olsun.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Alevilerin ikrar verdikleri temel inanç ilkeleri
Aleviler, ikrar verdikleri yol doğrultusunda inançlarını belirli temel ilkeler üzerine kurarlar. Bu ilkeler tarihsel, siyasal yorumlardan bağımsız olarak, yolun özünü ve hakikat anlayışını ifade eder.
Birinci ilke:
Allah’ın varlığına inanmak, O’nu birlemek, kabul etmek ve teslim olmaktır.
İkinci ilke:
Hz. Muhammed Mustafa’nın Allah tarafından görevlendirildiğine inanmak; peygamberliğine itaat etmek ve O’na ikrarla bağlanmaktır.
Üçüncü ilke:
Şah-ı Merdan Ali’nin Allah tarafından zahir ve batın ilmiyle nasiplendirildiğine inanmak; O’nun velayet makamına ikrarla bağlanarak ilim ve irfanından nasiplenmektir.
Dördüncü ilke:
İslam dinine ve Hz. Muhammed Mustafa’nın iki emaneti olan Kur’an ve Ehli Beyt yoluna bağlı kalmaktır.
Beşinci ilke:
Yolun inanç önderliğine Pir, Mürşid, Rehber erkânına ve verilen ikrara sadakatle bağlı kalmaktır.
Altıncı ilke:
Allah’ın yarattığı kâinattaki tüm varlığa can gözüyle bakmak; ilim ve irfanla onları korumak, yaşatmak ve yaşamı bütünlüğü içinde sahiplenmektir.
Yedinci ilke:
Yaşamı birbütün olarak sahiplenmek ve amacı doğrultusunda Dört Kapı Kırk Makam öğretisiyle kendini irşad ederek olgun insan olmaktır.
Bu ilkeler, Alevi yolunun inanç, ahlak ve erkân temelini oluşturur. İkrar vermek, bu ilkeleri sözle değil yaşamla, davranışla ve rızalıkla yerine getirmeyi kabul etmektir.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Bozatlı Hızır günleriniz mübarek, niyetiniz kabul olsun
Bismişah. Şahı Merdan Hızır günleriniz mübarek ola. Ceminiz, ibadetiniz, orucunuz, niyetiniz, niyazınız, temeni ve dilekleriniz kabul olsun.
Bozatlı Hızır umut orucumuz, Dünyanın Yeşil ve Mavi kalmasına vesile olması dileğimizle.
Medet, mürvet ya Ali! Yetiş carımıza ya Bozatlı Hızır!
Bozatlı Hızır, diyar diyar dolaşarak insanları koruyan, kollayan, kurtaran ve hoşgörü ile sevgiyi harmanlayan Pirdir.
Bilge, ulu evliya, Kamil-i Insan veya Alim, gibi bir değil birden fazla kişiliğiyle insanlara doğru yolu gösteren manevi inanç önderleridir.
Bozatlı Hızır demek, hayatın mimarı demektir. Diğer bir deyimle iyi bir yaşamın sırrı, Bozatlı Hızır olmaktır.
Doğum ve ölüm noktası arasındaki zaman limiti, bir insanın yaşam sürecidir. Dolayısıyla yaşamın her durağında, önce kendi Hızırımız sonra başkasının Hızırı olmak zorundayız. Çünkü kendisine faydası olmayanın, bir başkasına faydalı olması mümkün değildir.
Yaşamın durakları; Çocukluk, ergenlik, yetişkinlik veya gençlik, olgunluk ve yaşlılık veya ihtiyarlık duraklarıdır.
Yaşamın duraklarına bir göz atalım
* Çocukluk durağı; Mükkemel bir bakım, koruma ve sahiplenme söz konusudur. Bu duraktaki Hızırımız, Anne ile babadır.
* Ergenlik durağı; Kendimize, onurlu bir yaşam yolunu tesbit etme arayışı içine girmek ve etrafımızdaki insanların yardımıyla birlikte, kendi Hızırımız olmaya gayret etmektir.
* Yetişkinlik veya gençlik durağı; Kendi akıl ve mantığımızla ayaklarımızın üstünde durmak sorumluluğunu üstlenmektir. Kendi Hızırımız olmak için, sorumluluk üstlenmeye hazır olmaktır.
Mutlu bir yuva kurmak ve huzurlu bir evliliği sürdürmenin yanı sıra iyi bir anne ve iyi bir baba olmanın sınavını vermektir. Hızır olmaya, adaylığımızı koymaktır. Baba yanar çocuğuna, çocuğu yanar kendi çocuğuna.
* Olgunluk durağı; Iyi bir evlat, iyi bir insan, iyi bir eş, iyi bir baba ve kainattaki mevcudatı bir bürtün olarak aklı ile idrak edip sahiplenmektir. Bozatlı Hızır sıfatına sahip olmaktır.
* Yaşlılık ve ihtiyarlık durağı; Bir bütün olarak yaşamın her durağında, kendi hızırımızın, kendimiz olduğunu unutmamaktır. Artık yaşlandım duygusuna kapılıp kendini birilerine yük etmemek, insanları kendinden bezdirmek sorumsuzluktur. Çaba, gayret gösterdiğimizi etrafımızdakilerine his ettirmek ve onların, kendi rızalığiyle bize Hızır olmalarını sağlamaktır.
Görüldüğü gibi Hızır, hatı zatında yaşamın mimarı olmaktır. Mimarlık; Düşünen, hazırlayan, uygulayan, yapan ve korunmasını sağlayandır. Diğer bir deyimle bahçenin yerini tespit etmek, bahçe konumuna getirmek, fidanların yerlerini tespit etmek, fidanları alıp dikmek, fidanların yeşermesi için gereken tedbiri almak ve bahçenin yaşamasını sağlamaktır.
Kendi Hızırımızdan beklediğimiz duyarlılığı, bir başkasının Hızırı olduğumuzda da gösterirsek o zaman iyi bir Hızır adayıyiz demektir.
Sonuç itibariyle döne döne sorunlara işaret etmek, fkir alışverişinde bulunmak, ağza sakız etmek yerine sorunları tespit etmek ve onlara bir şekilde çözüm olmak veya çözüm bulmaktır.
Unutmayalım ki hislerle hareket edenler, konuşur ve akıl ile hareket edenler, çözüm üretenlerdir.
Bundan dolayıdır ki bizler, hayatın tüm zorluklarına çözüm olduğumuzda Hızır sıfatını taşıyoruz demektir.
Bozatlı Hızır umut orucu mutlu, sağlıklı, huzurlu, dostluk ve kardeşliğin pekiştiği günlere vesile olsun. Dünya insanlarının hısrları merhamete, kinleri sevgiye, düşmanlıkları barışa dönüşmesine vesile olsun. Iyi bir Hızır olmaya gayret eden yüreklere, selam olsun.
Dil bizden, yardım Hakk’tan, inayet Muhammed Ali’den ola.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Gelin birbirimizin Hızırı olalım
Çünkü Bozatlı Hızır inancının batıni boyutu, birbirinin Hızırı olmaktır. Bozatlı Hızır inancının zahiri boyutu, ne varsa paylaşmak ve ne yoksa, bulup getirme inancıdır.
Kurtarıcı, yardımcı, koruyucu, gözcü, vs. sıfatındaki Bozatlı Hızır, batıni boyutta insanların kendi manevi akıl gücüdür. Yani her insan kendi Hızırıdır, birbirinin Hızırıdır. Diğer bir deyimle olgunlaşan aklın manevi gücüdür.
Bozatın üstünde yaşlı bir Erenin gelip insanlara bir bir yardımcı olacak, onları kurtaracak, koruyacak, sahiplenecek, gözetecek değildir. Tüm bunların olması mümkündür ve bunu mümkün kılan da, insanların kendileridir. Tabii ki her çağın Bozatlı Hızırı veya Hızırları olmuştur. Bugün de olacak ve yarın da olmaya devam edecektir.
Günümüzde Bozatlı Hızır, yaşamın mimarı olmaktır. Mimarlık düşünen, hazırlayan, uygulayan, yapan ve sahip çıkandır.
Hızır inancının batıni boyutu, birini beklemek yerine birbirinin Hızırı olmaktır
* Yani birbirimizin Elinden tutalım,
* Birbirimizi Sahiplenelim,
* Birbirimizin Yardımcısı olalım,
* Birbirimizin Koruyucusu olalım,
* Birbirimizin Gözcüsü olalım,
* Birbirimizin Imdadına koşalım,
* Birbirimizin Sıkıntısını giderelim,
* Birbirimizin Umudu olalım,
* Birbirimizin Dar ve zor günlerinde yanı başında hazır olalım,
* Birbirimizden Maddi ve manevi desteğini eksik etmemektir. Vs. vs.
Tüm bunların gerçekleşmesi için öncelikle insanlar kendi aklını, ilim irfanla olgulaştırmalı ve Bozatlı Hızır inancını, kendi aklında gerçekleştirmelidir. Olgunlaşan ve erdemleşen bir akıl, yanlış yerine doğru olanı yapar. Aklın manevi gücüyle doğrular yapıldığı zaman, Dünyada Bozatlı Hızır inancı gerçekleşebilir.
Hakk ile hakikat aşkına, Muhammed Ali aşkına, yol aşkına, Pir aşkına, ilmi muhabbet aşkına, birbirinin Hızırı olana aşk olsun.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Hızır orucunda, Ağız mühürleme ve açma Gülbengleri
Yetiş carımıza ya Bozatlı Hızır! Medet, mürvet ya Şahı Merdan Ali!
Bozatlı Hızır zor durumda kalanların yardımına koşan, kalbi temiz, iyilik sever insanlara daima yardım edendir. Uğradığı yerlere bolluk ve bereket dağıtıp insanların dileklerini yerine getirendir. Dertlilerin derdine derman, hastalara ise şifa verendir.
Çağımız Bozatlı Hızır algısı, insanlar birbirinin;
• Hızırı olmalıdır,
• Elinden tutmalıdır,
• Yardımcısı olmalıdır,
• Dar ve zor günlerinde yanı başında hazır olmalıdır,
• Sıkıntı çekenlerin sıkıntısını giderilmelidir,
• Umudu olmalıdır ve
• Birbirine yardım elini uzatmalıdır. Vs. vs. vs.
Oruç tutmadaki amaç
• Beden nefsine hakim olmayı, onu dizginlemeyi,
• Manevi huzura kavuşmayı,
• Merhametli olmayı,
• Sabır etmeyi,
• Nimetlerin kadrini bilmeyi,
• Aç-fakir-kimsesiz insanların halinden anlamayı,
• Bir türlü bitmek istemeyen arzu ile isteklere doymayan nefse hakim olmayı amaçlar.
Hızır orucu, gece yarısından sonra hiç bir şey yememe ve içmeme şeklinde ağız mühürlenir. Diğer oruçlarda oduğu gibi Hızır orucunda da, sahura kalkmak yoktur. Tıka basa yenilen yemek, middeye zararlıdır.
Oruçluyum ve iftarımı açıyorum deyimleri hakkında
Alevilerde oruca niyet edince, Oruç tutuyorum veya niyetliyim veya ağzım mühürlü hitabıdır.
Iftarımı açıyorum yerin, Ağız mühürümü veya orucumu açıyorum hitabıdır.
Ağız, mühürleme Gülbengi
Bismihşah, Allah Allah!
Hakk Muhammed Ali aşkına,
Yetiş carımıza diyenlerin carına yetişen,
Darda koymayan, yardımına koşan,
Hastalara şifa dertlere derman olan,
Bozatlı Hızır aşkına, oruç tutmaya niyet ettim,
Niyetimi ulu divanında kabul eyle ya Cenab-ı Hakk!
Allah Allah, kabul ve makbul ola…
Ya Bozatlı Hızır!
Darda olanların darına, imdadına sen yetişesin, darda buğda koymayasın.
Ağız, mührünü açma Gülbengi
Bismişah, Allah Allah!
Evliya, Enbiyaların yüzü suyu hürmetine;
Yardım dileyenin yardımına koşan,
Şifa dileyene şifa veren, derdine derman olan,
Denizde, karada, darda, buğda koymayan,
Uğradığı yerlere bereket ve bolluk saçan,
Bozatlı Hızır için tuttuğum orucu kabul eyle ya Cenab-ı Hakk!
Allah Allah, kabul ve makbul ola.
Ağız mührünü açma ise; Akşam güneş batıp gün kararmaya başlayıncaya kadar devam eder. Isteyen daha geç saatlerde de açabilir. Hızır orucunda da saat ve dakikalara bağlı olarak tutulmaz.
Not: Alevilerde, iftarımı açıyorum yerine Ağız mührümü açıyorum denir.
Hızır orucunda belli yiyeceklere, içeceklere dikkat edilmez. Her türlü nimmet ve içecek(Alkohllu içecekler hariç) yenilip içilebilinir.
Ağız mührü açtıktan sonra: Çerağlar-Delil uyandırılır, Hızır ve yol ulularına yönelik gülbenkler, dualar okunur, ilim muhabbeti yapılır, Duaz-ı Imam ve deyişler söylenir.
Bozatlı Hızır; Gönüllere barış, mutluluk, huzur, sofralara bereket, hanelere huzur, yuvalara mutluluk, hoşgörülü olmayı ve insan alemine sağlıklı günlere vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederiz. Canların Hızır orucu, niyetleri ve niyazları kabul ola.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Sevgili Canlar, Dostlar ve Okurlar,
Alevilikte Gülbeng, Dua ve Erkânlar uzun bir yolculuğun ardından çıktı.
Bir lokma karşılığında, siz değerli okurlarımızla buluşmaya hazır.
Ruhani bir yolculuğa hazır mısınız?
Bu eser, Alevi inanç ve ibadet geleneğinin derinliklerine yolculuk yapmak isteyenler için eşsiz bir rehber niteliğindedir.
Gülbenglerin anlamı ve işlevi, duaların ruhani derinliği ve erkânların ritüel içindeki yeri, anlaşılır ve yalın bir dille ele alınmaktadır.
İrtibat/Ulaşım:
Nurcan Uyumaz
Tel: 0544 201 02 96
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=