Alevilikte Inanç - Seyyid Hakkı sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. Seyyid Hakkı, 1965 Dersim doğumlu ve Ehli Beyt yazarı, Seyyid Seyfettin Ocağı evlatlarındandır. Aşk ile Canlar...
Seyyid Hakkı
Seyyid Seyfeddin Ocağı

ANASAYFA


Alevi Erkânlarında geçen bazı kavramlar ve manaları…
Alevi erkânlarında geçen kavramlar, hem inançsal hem de toplumsal yapının temel taşlarıdır. Bu kavramlar Alevi geleneğinin ahlaki, ruhsal, ritüel ve toplumsal boyutlarını açıklar.
 

* Edep Erkân Sükut-u lisan mümine nişan, kavramının anlamı…
Bu ifade, Alevi cem erkânında usule uygun, kendini bilme, dilini tutma, yol erkanına uyumlu davranmak ve uyum sağlamak anlamında geçerli olan temel bir ahlaki/edebi ilkedir.
 

* Rızalık, kavramının anlamı…
Rızalık kavramı, Alevi inancı ve yaşam felsefesi içinde temel ilke konumundadır. Bireysel ve toplumsal olarak, bir vicdan, ahlak ve adalet ilkesi olarak yaşatılmaktadır.
 

Rıza kabul etme, hoşnut kalma, gönülden razı geleme ve Rızalık ise, birbirinden gönülden razı olma, içtenlikle helalleşme manalarına gelir. 

Diğer bir deyimle Alevi inancında kulun Allah’a yaklaşması, ancak rızalık ve razılıkla mümkündür. Cem erkânında canlara, „Birbirinize rızanız var mı?“ deyimi rızalık ile rızalığa göndermedir. Dolayısıyla Rıza makamı, sabırdan sonra gelen yüksek bir ahlaki/Edebi ve manevi mertebedir.  

Özetlersek…
Bireysel olarak, gönülden razı olmak ve hakkına razı gelmektir.

Toplumsal olarak, kimsenin hakkını yememek ve helalleşmektir.

Inançsal olarak, Allah‘a ulaşmanın yolu, kul hakkına girmemekten geçer.


* Marifete Canlar! kavramının anlamı…

Marifete Canlar ifadesi sadece görünenle yetinmeyin, Hakikatin sırrına erin ve içsel bilgiye ulaşın anlamındadır. Yani gönülden kulak verin, dışa değil içe yönelin buyrulmaktadır.
 

* Cem mühürleme, kavramının anlamı…
Cemde olan cemde kalır disturuyla, içerdeki dışarıya ve dışardaki içeriye taşınmaz. Amaç Cem erkanında bulunan ehli canların maneviyatına yönelmek, içsel birliğe ve ruhani güce ulaşmayı sağlamaktır.
 

* Dara durmak, kavramının anlamı…
Kişinin kendini özünü Hakk meydanında, Pir huzurunda ve toplumun şahitliğinde kendi özünü yargıya açmasıdır. Diğer bir deyimle içsel yüzleşme, arınma, paklanma, Hakk ile hakikate yönelme ve yol kardeşleriyle yüzleşmektir.
 

* Allah Eyvallah, kavramının anlamı…
Kişinin yaşadığı bir duruma, karşılaştığı bir olaya veya kendi nasibine gönülden razı olduğunu ve Allah’a teslimiyet gösterdiğini ifade eder. Dolayısıyla teslimiyeti, razı olduğunu ve gönül huzurunu ifade eder.


* Cem erkânında rıza lokması, kavramının anlamı…

Cem erkânında ya da bireysel olarak, toplumsal birlik ve rızaya dayalı şekilde, Allah için ve Ehli Canlar adına verilen; paylaşma ve helalleşme bilinciyle dağıtılan, manevi anlamda kutsal bir lokmadır.
 

Dolayısıyla gönüllülük ve karşılıklı rıza temelinde olması gerektiğini ifade eder. Yani zorla değil, gönülden gelerek; Helal kazançla hazırlanır, toplumun ortak malı olur, gülbenk eşliğinde ikram edilir ve bu vesileyle birlik ile beraberlik pekiştirilir.”
 
* Cemevinin kapısına niyaz olmak, kavramının anlamı…

Yola ve yolun erkânına gönülden bağlanmak, edep ile yönelmek ve hizmetkârlığa hazır olduğunu beyan etmektir. Yani edep sahibi bir duruşu, yola ile yol kardeşlerine saygıyı, aynı zamanda yola tam bir teslimiyet ve gönülden katılım iradesini ifade eder.
 

Dolayısıyla bireyin, Alevi inancında yola ve erkâna gönülden bağlılığını ifade etmesidir. Bu eylem, yalnızca fiziksel bir yöneliş değil; aynı zamanda edep, saygı ve içten bir teslimiyetle yola hizmetkar olmaya hazır olunduğunun manevi bir beyanıdır. Bu yönüyle niyaz, inancın özündeki rızalık, tevazu ve toplumsal sorumluluk ilkelerini yansıtır.

* Kapının eşigine basmamak, kavramının anlamı…

Kapı, Alevilikte yalnızca fiziksel bir geçiş noktası değil; aynı zamanda yolun başlangıcı ve inanca manevî anlamda girişin simgesi olarak kabul edilir. Kapının eşiği ise, madde âlemi ile manevî âlem arasındaki sınır çizgisi olarak görülür. Bu nedenle, eşiğe basmak bu farkı gözetmemek ve kutsal mekâna karşı edebe aykırı bir tutum sergilemek anlamına gelir.
 

Dolayısıyla kapı, yolun ve erkânın girişidir. Yani hakikat kapısıdır. Eşik ise, madde ile manevi alemin sınırını sembolize ettiği için kutsaldır. Eşiğe basmamak saygı, edep, teslimiyet ve bilinç sahibi olmanın bir göstergesidir.

* Özünü dara çekmek, kavramının anlamı…

Kişinin kendi iç dünyasında, Hakk ve vicdan huzurunda nefsin gölgesinden sıyrılarak niyetini, nefsini, sözünü ve davranışını sorgulaması; Doğru yolda olup olmadığını yoklayıp anlamaya çalışmasıdır. Dolayısıyla cem erkânında yapılan, özünü kötülüklerden ve kötü alışkanlıklardan arındırıp paklamaktır; yani manivi anlamda içsel arınmadır.


* Destur, kavramının anlamı…
Bir kişiye herhangi bir konuda hizmet alabilmesi için görev, sorumluluk ya da yetki verilmesi veya bu konuda müsade edilmesi, o kişiye izin veya yetki verilmesi anlamına gelir.


* Huu Erenler, kavramının anlamı…
Allah’a yönelmiş, gönül ehli insanları Allah’ın adıyla bir selam, bir niyaz ifadesidir. Huu sıfatı, Allah’ın sıfatlarından biridir.


* Himet eyleyin, kavramının anlamı…
Hakk dostlarından manevi yardım, ruhani destek, haline dua etmeyi, yardımcı olmayı dilemektir.


* Her nesnenin bir Hikmet var kavramının anlamı…
Kainatta gördüğümüz, karşılaştığımız veya yaşadığımız tüm nesnelerin arkasında bir ilahi sebep, bir anlam, bir gaye, bir sır, bir hikmet var anlamındadır.


* Cem erkanında, uygulanan on iki hizmetin anlamları…

Alevi inancında, Ehli Canlarla yapılan ibadet ritüellerine “Cem erkanı” denir.
Cem erkanı sadece bir ibadet hali değil, aynı zamanda bir eğitim, toplumsal denge, manevi terbiye ve ilim-irfanla irşad olma sürecidir. Bu erkanda, On Iki Imamları temsilen on iki temel hizmet görevi yerine getirilir.
 

* Muhabbette, kısas ve hisset kavramlarının anlamları…
Gönül meclisinde, ehli canlarla gönül birliği sağlayarak yapılan manevi paylaşım halidir.

Muhabbet, gönülden Hakk’a ve canlara yönelmiş ilahi aşk, birlik ve sohbet halidir.

Kısas, Hakkaniyetle yapılan içsel ve toplumsal muhasebe; arınma ve denge aracıdır.

Hisset ise, gönülle sezmek, manevi algıyla hakikate yönelmek ve kalp gözüyle idrak etmektir.


* El Ele El Hakk’a, kavramının anlamı…
El ele el Hakk’a ifadesi, Alevi yolunun özünü ve ruhunu yansıtan temel bir ilkedir. Hem toplumsal dayanışmayı, ahlakı ve hem de bireysel manevi irşadı, yani manevi anlamda Hakk’a ulaşma yolculuğunu ifade eder.
 

Diğer bir deyimle birlik ve dayanışma içinde, bireysel çıkarlardan sıyrılarak, hep birlikte ilahi hedefe, hidayete ve Allah’a doğru yürümeyi temsil eder.

* Sizi size sizi özünüze ve özünüzü de Hakk‘a teslim ediyoruz kavramının anlamı…
Bu ifade, Mürşid ile Pirin talibe verdiği ruhani bir yönlendirmedir. Yolculuğun başlangıcında talibin kendisini tanıması, kalbini arındırması ve Allah’a kalben, ruhen teslimiyete ulaşması gerektiğini buyurmaktadır.


Bazı sorular…
* Rıza Şehri nedir, nasıl içine girilir ve orada nasıl yaşanır?

* Insan-i Kamil, nasıl olunur ve Arif’i Billah manası nedir?
* Tevella, Teberra Temana ve Tecella deyince ne anlıyoruz?
* Cem erkanlarında, Tevhid ve Mersiye okunduğunda, neden iki eller dizlere vurulur?
* Cem erkanında, Post‘a oturmak, ne anlama geliyor?
* Ibedet erkanında, maddiyat ne anlam taşır?

* Hakk için yapılan manevi hizmetlerde, madiyattın hükmü nedir?

* Hakkullah, nefes hakkı. gençlere okuma desteği, eğitim ve ilim konusunda destek sunmak, rıza lokması vermek, bağışta bulunmak, her konuda gücümüzce gerekli yardım desteğini sunmak, sponsorluk etmek, vs. Hakk katında karşılığı nedir?
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Insandaki manevi eksiklik ve içsel huzursuzluk...
Eksiklik dengesizliğe, dengesizlik huzursuzluğa yol açar.
 

Insandaki manevi eksiklik dışlanmışlık, güvensizlik, iletişimsizlik, ilgisizlik gibi duygusal sorunlar söz konusudur. Bu sounlar, insanın kendi davranış ve düşüncesinde gelişmesini sağlayan manevi değerlerin önünde en büyük engellerdir.  

Insanların dışlanması, güven his etmemesi, iletişim sağlıyamaması, ilgisiz kalması, hırs duygusunun eseridir. Çünkü çıkarına daha fazla menfaat sağlamak için, bireysel çaba ve gayret, hırs duygusunu öne çıkarmıştır. 

Bu hırs duygusu, duygusal ve psikolojik anlamda insanlarda büyük manevi boşluklar yaratmıştır. Bu boşluk çaresizlik, ümitsizlik, karamsarlık, belirsizlik, vs. vs. gibi unsurlardır.  

Sonuç itibariyle zayıf bir manevi irade karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla zayıf bir manevi irade, içsel huzursuzluğa açılan kapı konumundadır. 

Içsel huzur sabır, denge, sakinlik, uyum ve istikrar anlamlarına gelmektedir. Içsel huzurun dengesini, istikrarını bozan benliktir, hırstır, aşırı ve anlamsız beklentilerdir. O zaman benliği konrol etmek gerekir. Çünkü benlik, manevi değerlerin ve içsel huzurun düşmanıdır. 

Dolayısıyla içsel huzurunu koruyamayan insanlar, aşırı arzu ve isteklerden dolayı maddiyatı manevi değerlerinin önüne koyduğu için, manevi yönü eksik kalmıştır. Bu manevi boşluk veya eksiklik, içsel huzurun dengesini bozarak beklenmedik hasarlar, tahribatlar yaratmaktadır. 

Ne yazık ki aşırı hırs gereği insanlar sağılığını harcar para kazanmak için ve sonrasında sağlığını kurtarmak için de kazandığı parayı harcarlar. Bu anlayışın bilancosu, sıfır elde sıfır. 

Tüm bu eziyetin, çilenin, tahribatın, içsel huzursuzluğun önüne ancak olgunlaşmış bir aklın doğrultusunda benliğin ve aşırı arzuların önüne geçmek mümkündür. Çünkü olgunlaşmış bir akıl, kendi ihtiyacndan fazlasına gerek duymaz, aç gözlülük yapmaz ve daha önemlisi, başkalarına bakarak yaşamını sürdürmez.  

Sonuç itibariyle günümüz insanının aşırı arzuları, istek ve beklentileri sonucu toplumdaki huzursuzluk hat safhaya ulaşmıştır. Diğer bir deyimle bireysel huzursuzluk, ailesel huzursuzluğa ve ailesel huzursuzluk, toplumsal huzursuzluğa dönüşmüştür.  

Görüldüğü gibi tabiat yaşamı gereği, her şey birbirine bağlı ve denge içindedir. Ufak bir dengesizlik, insanın yaşamını alabola edebiliyor. Demek oluyor ki eksiklik, ister sistemlerde ister ilişkilerde olsun denge bozukluğuna neden olabilir. Bu dengesizlik de bireyde, ailede, toplumda huzursuzluğa ve kaygıya yol açmaktadır. 

Dolayısıyla teklikenin bilincinde olan bir çok insanlar, kurumlar, vs. olumlu girişimlerde bulunmaktadırlar. Bu da insanlık açısından umut vericidir. Aşk ile.

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Semah, ilahi aşktır ve aşk ile Evrenle bütünleşmektir.
Semah, ruh ve döngüsel olarak Evrenle bütünleşmektir. Yani insanın kendi içindeki ışığı fark ederek evrenin ışığıyla buluşmasıdır.
 

Semah, sadece bir ritüel ya da dışsal bir hareket değildir; kişinin kendi iç yolculuğuna, içsel arınmasına ve Hakk ile bütünleşmesine açılan bir kapıdır. Alevilikte insan, kendi özünde Tanrısal bir sır taşır. Semah ise bu sırrı hissetmenin, hatırlamanın ve onunla uyumlanmanın bir hâlidir. 

Alevi ibadetinde, fiili uygulamalar vardır. Bu uygulamalar; Ibadeti bir bütün olarak tamamlayan, tamam hale getiren belli fiili davranışlardır. Dolayısıyla Semah, ibadet değildir. Fakat ibadetin bir ritüelidir.  

Semah; Alevi inancının temel ibadeti olan Cem erkanında, uygulanan 12 hizmet rituelleri vardır. Bu rituellerden biri de Semahtır. 

Semah rituellerinin amacı.
Dönmek, evrenin dönüşüyle uyumlanmayı,

Kolları açmak, insanın hem kendine hem de yaratılmış tüm varlıklara sevgiyle yönelmesini,

Ritmin içinde kaybolmak, ego ile benliği bir süreliğine aşmayı ve

Cem erkanında semah dönmek, bireyin kendi iç alemine dönüp orada kendi özüyle bütünleşmesini simgeler.
 

Semah ritueli, Bağlama eşliğinde dönülen figürlerin çeşitli anlamlar ifade eder. Bu anlamlar eşitliği, turnalar gibi özgürce uçmayı, dünayanın döndüğünü, Allah’tan alıp kula vermeyi, paylaşmayı, evrende her şeyin hareket halinde olduğunu ifade eder. Kendi etrafında dönülen özdür. Bu öz ise, ilahi kudretin kendisidir. Onun içinde ibadetimizde önemli bir yere sahiptir.

Semah ibadeti Tevhid, Duaz-ı Imam ve deyiş eşliğinde yapılan inançsal ibadet erkanının adıdır.
Semah ibadetinde çalınan müzik aleti, bağlamadır. Semahın kaynağı ise „Kırklar Cemi“ne dayanır. Mirac’dan sonra Kırklar Meclisi’ne uğrayan Hz.Muhammed Mustafa’ya, Selman-i Farisi tarafından bir engür yani üzüm tanesi tanesi verilir ve bu engür tanesinin, Hz.Muhammed Mustafa tarafından paylaştırılması istenilir.
 

Hz.Muhammed Mustafa, bu engür tanesini Cebrail’in getirdiği tabağın içinde ezerek. elde ettiği engür suyundan içen gayb erenleri yani Kırklar „ya Allah“ deyip dönmeye başlamalarıyla, semah ibadetinin temeli de atılmıştır. Dikkat edilmesi gereken bir husus şudur ki burdaki engür suyu, Allah’ın ilmini sembolize eder. Hz.Muhammed Mustafa, paylaştığı ilahi ilmin hoşnutluğuyla aşka gelip gönül birliği içinde semah eylemişlerdir. 

Dikkat edilmesi gereken diğer bir husu ise; „Semah“ ile „sema“ rituellerini birbirine karıştırılmamasıdır. Sema, mevlevilerde yapılan bir ibadet rituelidir ve Müzik aleti ise, neydir. Alevi inancındaki semah ritueliyle hiç bir alakası yoktur. 

Semah ritueli muhabbetle başlayıp aşka dönüşür, aşkın kudretiyle transa yükselir, transın hikmetiyle ilahi aşka dönüşür ve ilahi aşkla Vecd olunur. Yani kendi kendisiyle yüzleşmesi veya kendi özüyle bütünleşmesidir. Bundan dolayıdır ki semahta muhabbetin aşka, aşkın transa, transın ilahi aşka ve ilahi aşkın vecde dönüşmesidir. 

Inançsal sözcük anlamı.
Yükseliş, kendi kendini aşmak, kendinde yolculuk yapmak, Allah’a yakınlaşmak, günahlardan arınmak anlamlarına gelir. Alevi Cem erkanında da, öyle kabul edilir. Sonuç itibariyle Semah, sadece bir ritüel ya da dışsal bir hareket değildir. Kişinin kendi iç yolculuğuna, içsel arınmasına ve Hakk ile bütünleşmesine açılan bir kapıdır.
 

Alevilikte insan, kendi özünde Tanrısal bir sır taşır. Semah ise bu sırrı hissetmenin, hatırlamanın ve onunla uyumlanmanın bir halidir. Dolayısıyla Peygamberler, Batın-i ilim manalarını beşer insanlara anlatırlarken Zahiri alemden örnekler vererek anlatırlar ki anlıyabilsinler.  

Kırklar topluluğu meclisi, aynı zamanda cümlesinin Hakk ile Hakk olmuş gayp Erenlerinin Kutb-i Hakikat meclisidir. Kırklar meclisi, Alevi inancının temelini oluşturmaktadır.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu… 
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Alevi görünüp Alevi düşmanlığı yapmak, akıl tutulmasıdır...
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?
 

Bu nedir, bu nasıl bir nefrettir, bu nasıl bir kindir, bu nasıl bir akıldır ki özgür iradeyi terk edip nefsini tatmin etmek için başka bir aklın yörüngesine girip Alevi inancını karalamak, Alevileri zan altında bırakmak, Alevi görünüp Alevi düşmanlığı yapmak akıl tutulmasıdır. 

Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir saygısızlık ve nasıl bir akılsızlıktır ki Alevi ismi Ali'den gelmiyor, Alevilik islam değil, Aleviliğin On Iki Imamlarla bir alakası yoktur, Alevilerin Arap Muhammed Ali 'yle bir alakası yoktur, bunun gibi daha nice saçmalıklar.  

Ey eşek arıları!
Madem ki Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin, Cafer, Kazım, Cem Ali, Hasan Ali, Murteza, Fatma, Hüsniye, Gülsüm, Hatice, vs. vs. Bunların hepisi Arap ismi ise ve sizlerde bu isimlere karşıysanız o zaman bir an evvel ismlerinizi değiştirin.
 

Hem Muhammed, Ali, Hatice, Fatma, Kazım, Hüseyin, Hasan, vs. isimlerini taşıyacaksınız diğer tarafta bunlar Araptır bizim Araplarla işimiz yok deyip çığlık atıp ahkam keseceksiniz. Iki yüzlülük, ancak bu zihniyete sahip EŞEK arılarına yakışır.  

Utanın desek utanma yok, Ar edep desek o da yok.
Alevi inancıyla, insanıyla, yoluyla, yordamıyla uğraşacağınıza gidin kendi inancınızı, ateisliğinizi, deizmciliğinizi yaşayın.
 

Yezid zihniyetiyle el ele verip Alevileri karalamaktan, çamur atmaktan, iftira atmaktan, tozu dumana katmaktan onurlanmayı nasılda kendinize yakıştırıyorsunuz? Bir de utanmadan sözüm ona kendinize devrimciyiz, solcuyuz, deyip mangalda kül bırakmıyorsunuz.  

Bu zihniyet, tam manasıyla Keklik zihniyetidir. Nasıl ki Keklik, kendi soyundakilerini çağırarak avcıya vurduruyorsa sizler de Alevi inancını yezid zihniyetine peşkeş çekerek katlettiriyorsunuz.
Allah islah etsin...
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=

Insan, insanlık için ve insanlık da vijdan için vardır…
Birey, toplum için ve toplum da vicdan için vardır. Bu üç kavram, bir bütünü oluşturur.
 

Çünkü bireyin hem kendine, hem topluma karşı bir sorumluluğu vardır ve hem de toplumun genel anlamda vicdanını koruma sorumluluğu taşımaktadır. Dolayısıyla bireysel özgürlük ile gelişim ve diğer tarafta toplumsal ahlak ile sorumluluk arasındaki dengeyi korumak gerekir.  

O zaman insan, insanlık ve vijdan kavramlarının manalarına bakalım…
Insan kavramının manasına baktığımızda genel anlamda insan ifadesi onun varoluşunu, varoluş anlamını ve değerini sorgulayan bir kavramdır. Yani insanın fiziksel bir varoluştan öteye düşünme, idrak etme ve algı yeteneğine, kudretine sahiptir.
 

Dolayısıyula insan, bir birey olarak önce kendi varlığının farkına ve sonra da kendi varlığının bilincine varması gerekir. Diğer bir deyimle ben kimim, neden ve niçin varım?  

Dolayısıyla ben kimim deki gaye, varlığının farkına ve neden, niçin varım ve varlığının bilincine veya namasına varmaktır.  

Insanlık kavramının manası…
Düşünce boyutunda insanın varoluş sebebi, nedeni, anlamı ve manevi değerlerini ifade eder. Bu değerler sevgi, sahiplenme, dayanışma, paylaşma, adalet, huzur, barış, empati, vs. gibi manevi değerleri içermektedir. Diğer bir deyimle insanlık, mana arayışı için vardır.
 

Dolayısıyla insanlık varoluşunu anlamlandırmak, Hakk ile hakikati keşfetmek ve evrende hak ettiği yerini alabilmesi için, ham ervalıktan kurtulup insanlık vasfında yerini almaktır.  

Sonuçta insanlık manaya varmak, erdemli olmak, hayatta kalmak, sahiplenmek, paylaşmak, yaratmak, yaratıcı gücüne sahip olmak için vardır.   

Velhasıl tüm manevi değerlerin, sadece bireyin kendisinde değil tüm insanlıkta yaşaması ve yaşatılması gerekir. Bunun için de iyi bir yaşam veya Rıza Şehri ideali, insanlığın ortak vicdanıdır. 

Vijdan kavramının manası…
Vijdan, insanın kendi iç dünyasındaki rehberidir. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü birbirinden ayırt etme yeteneğidir. Insanın hal ile davranışlarını değerlendirdiği gibi diğer insanlara karşı adaletli ve merhametli olup olmadığını denetleyen içsel bir duygudur.
 

Diğer bir deyimle insanın ahlaki doğrularını fark etmesini sağlayan, aynı zamanda rahatlatan veya rahatsız eden içsel bir duygudur. 

Sonuç itibariyle insanın iç dünyasındaki hem rehberi, hem de yargıcıdır. Hiç bir kimsenin müdahale edemediği, etkileyemediği, sözünü geçiremediği adaletin ve ahlaki sorumluluğun ilahi yargıcı ve muhafızıdır. 

Bu üç kavramın ortak mesajı, önce insan olmaktır...
Insan olmadıktan sonra mevkinin, makamın, rütbenin, saltanatın kişiden başka kime ne faydası vardır? Insan eşittir insanlıktır. Eğer insanlık zarar ederse, o zaman zaten insan da iflas etmiş demektir. Çünkü insanlık bir bütün olduğuna göre, insan da o bir bütünün bir zerresidir.
 

Demek ki insan olmadıktan sonra makamın, mevkinin, rutbenin, ünvanın, vs. hiç bir değeri yoktur. Bunun diğer adı, vijdandır. Unutmayalım ki mesele, vijdan meselesidir.
Aşk ile, ilim muhabbetiyle kalın…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Hiçbir nesne yoktan var, vardan yok olmaz.
Bu deyimin anlamı, doğanın veya varoluşun sürekliliğini ifade eder.
 

Hiçbir nesne yoktan var edilemez, var olan da yok edilemez. Çünkü maddesel Dünyanın sürekliliğini ve doğal yasaların yani doğal olarak belirlenmiş temel ilkelerin kurallarıdır. 

Dolayısıyla evrende her nesne zerreden meydana geldiğini, zerrenin ise sonsuz olduğundan ötürü özüne dönüşümüdür, bütünleşmesidir ve tekerrür halidir. 

Enerjiyi düşünelim.
Enerji yoktan var edilmediği gibi, yok da edilemez. Ancak şekil değiştirir. Zerreden farklı şekillerde yeni zerreler üretilebilinir. Ancak üretilen zerrelerin özü birdir. Heran kendi özüne veya eski haline dönüşebilir.
 

Tüm yaratıklar, hepisi kendi özünde gizlidir. Ağaç kendi çeğirdeğinde, ot kendi kökünde, tahıl kendi tohumunda, insan kendi spermasında yani canlı yaratıklara ait üreme hücresinde, vs. saklıdır.  

Dolayısıyla günlük deneyim, bilimsel gözlem ve felsefe boyutuyla, büyük bir öneme sahiptir. Özünden gelen tekrardan özüne, aslına döner. Her nesnenin bir aslı vardır.   

Ağaç çiçek açar, çiçek meyve olur. Meyve tohum olur, toprağa düşer ve yeniden ağaç olur. Görüldüğü gibi bu bir döngüdür, kendi kendini yenilemesidir. Doğa, kendi kurallarıyla uyumlu bir sistem olduğu için hiçbir nesneyi yoktan var etmez ve yok etmez. Ancak sürekli değişim halinde olduğundan ötürü yeni bri sıfatta, yeni bir formda, yeni bir şekilde zuhur ederek kendini yeniler. 

Algı boyutunda hiçlik olarak kabul gören, akıl boyutunda ise varlığı söz konusudur. Çünkü yok olmadan var olmak mümkün değildir veya inkar etmeden kabul etmek mümkün değildir. 

Tıpkı Allah’ın evreni veya kainatı zorunlu varlık olarak değil, mümkün varlık olarak yaratığı gibidir. Bilinmek istediği için, zuhur etmiş ve gerek duyduğu için de yaratmıştır. Çünkü bir nesne yarattıldığı zaman onun yaşaması için gerekli imkanları da yaratılması gerekir. 

 O zaman diyebiliriz ki var olan her nesnenin bir aslı yani kaynağı vardır. Varlık veya varoluş, sürekli bir dönüşüm halidir ve kendini sürekli farklı boyutlarda, şekillerde, sıfatlarda yeniler. Aynı zamanda hiçlik, bir yokluk değildir. Varoluşun ötesi, aslına dönüşüdür. 

Bunun gerçeği de yaratılan ve yok olan her nesne başlangıç veya son değildir. Bir oluşum, bir dönüşüm içinde olmasıdır.  

Sonuç itibariyel her nesne, bir amaç için yaratılmıştır. Yukarda da belirtiğimiz gibi çekirdeğin amacı, ağaç olmatır. Bunun içinde ağaç çiçek verir, çiçek meyveye döner, meyve tohum olur ve tohum toprağa düşer tekrardan ağaç olur. Görüldüğü gibi çekirdek, içsel bir potansiyelli gerçekleştirmek için dönüşümü sağlar. 

Her nesne, geldiği öze geri döner ve onunla tekrardan bütüleşir. Bunun en güzel örneği dünyadaki su döngüsüdür.  

Su buharlaşarak atmosfere yükselir, yoğunlaşarak bulutları oluşturur ve sonrasında yağış halinde sıvı madde olarak yeryüzüne geri döner. Tekrardan buharlaşır, atmosfere yükselir, bulut olur ve sonrasında yine sıvı madde olarak yeryüzüne geri döner. Işte bu bir dönüşümdür, kendini yenilemedir ve kendi varlığını sağlamaktır.
Aşk ile, gerçeğin demine Huu…
 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

Benlik ve benlik kavramı.
Benlik kavramı felsefe, piskoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerde incelenen çok katmanlı bir konudur.
 

Benlik.
Benlik, bireyin kendisini bir bütün olarak algılama biçimidir. Kişinin “Ben kimim?” sorusuna verdiği cevabı, kendi iç dünyası, duyguları, davranışları, değerleri ve toplumsal rolleri hakkında sahip olduğu farkındalığı içerir. Benlik biyolojik, psikolojik ve sosyal unsurları kapsayan geniş bir kavramdır ve yaşam boyunca gelişir.
 

Benliği oluşturan veya oluşturabilecek boyutlar.
Öz bilinç: kendinin farkında olmak. Yani düşüncelerinin duygularını etkilediğini fark etmek.

Öz değer-Özsaygı: Kendini değerlendirme, değer vermek: Ben değerliyim düşüncesine varmak.

Öz yeterlik: Başarı inancı: yapacağı işi başaracağına inanmaktır.
 

Benlik kavramı.
Benlik kavramı ise bireyin kendisi hakkındaki düşünce, inanç ve değerlendirmelerinin tümüdür. Yani kişinin kendi özelliklerine dair yaptığı zihinsel tanımlamadır.
Örneğin: “Çalışkan bir insanım”, “Sosyalim”, “Duygusalım” gibi ifadeler benlik kavramının parçalarıdır.
 

Benlik ve benlik kavramı arasındaki fark.
Benlik, tanım olarak kişinin kendisini bir bütün olarak algılayabilmesidir. Hem duygusal hem bilişsel bileşenler ve Benlik kavramı olarak daha çok bilişsel yani inanç ve düşünceleri içermektedir.
 

Benlik kavramının boyutları.
Benlik kavramı çeşitli alanlarda şekillenir.

- Fiziksel benlik, kişinin bedenine ilişkin algılardır.

- Sosyal benlik, başkalarıyla ilişkilerinde kendisini algılayışıdır.

- Duygusal benlik, duygularını yönetme ve ifade etme biçimidir.

- Aile benliği, Aile içindeki rol ile değer algısıdır ve

- Akademik benlik ise, başarı ile yeterlilik algısıdır.
 

Benlik kavramının gelişimi.
Benlik kavramı: Çocuklukta aile etkisiyle, Ergenlikte sosyal çevre ile kimlik arayışı, Yetişkinlikte yaşam deneyimleriyle hem gelişir hem değişir, Başkalarından gelen geri bildirimler, kültürel normlar ve kişisel başarılar benlik kavramını sürekli etkiler. Diğer bir deyimle Benlik, kişinin bir bütün olarak algılamasıdır.
 

Benlik ile ilişkili temel kavramlar.
Benlik saygısı, kişinin kendisine verdiği değer ve kendisini ne kadar beğenip onayladığıdır.

Örneğin kendimle gurur duyuyorum veya başarısız olsam da değerliyim. Benlik saygısı yüksek olan bireyler kendilerini yeterli görürken, düşük benlik saygısı olanlar sürekli eksiklik hissettirebilir. Diğer bir deyimle Benlik saygısı, benlik kavramının duygusal yönü olarak düşünülür.
 

Algılanan benlik, Gerçek benlik ve İdeal benlik.
- Gerçek Benlik, kişinin kendisini gerçekte nasıl gördüğüdür. Örneklersek zaman zaman çekingenim.

- İdeal Benlik, olmak istediği kişi. Örneklersek daha girişken olmak istiyorum.

- Algılanan Benlik ise, başkalarının onu nasıl gördüğüne inancı. Örneklersek insanlar beni soğuk biri sanıyor.
 

Eğer gerçek benlik ile ideal benlik uyumluysa kişi daha mutludur. Aradaki fark çok büyükse kaygı ve özgüven sorunları ortaya çıkabilir. 

Sosyal kimlik.
Bireyin kendisini ait olduğu gruplar veyqa kültür veya toplumsal roller üzerinde tanımlamasıdır.. örneğin benbir öğrenciyim veya ben Türk’üm veya ben bir sporcuyum. Sosyal kimlik, kişinin toplumsal çevre içinde kim olduğunu tanımlar.
 

Özetlersek kavram olarak Benlik ve yorum olarak ben kimim?
Benlik kavramı, kendi hakkımdaki düşüncelerim.

Benlik saygısı, kendime verdiğim değer.

Gerçek benlik, şu anki halim.

İdeal benlik, olmak istediğim hal ve

Sosyal kimlik ise, toplum içindeki yerimdir.
 

Dolayısıyla Alevi inanç öğretisinde Dört Kapı Kırk Makam öğretisi, insanın manevi yolculuğunu aşama aşama olgunlaştırmayı amaçlar. Yani dıştan içe bir manevi yolculuktur. İlk kapı Şeriat kapısıdır. Bu kapı, dış yasalarla ve insanın kendi benliğiyle yüzleşmesiyle ilgilidir. Buradaki “şeriat” kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılır; Alevilikte şeriat, ahlaki disiplin, bireyin kendini tanıması ve toplum içinde sorumluluk alması anlamına gelir. Sonuç itibariyle bu kapıyı tamamlayan kişi, benliğini tanımaya başlamış olur. Aşk ile. 

Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=

 

Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı, sayfamızı önerelim ve yönlendirelim. * YouTube, Hakk Dergahı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62; Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168; * Facebook, Hakk Dergahı muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241; * Fcebook, Hakk Dergahı Ilim Irşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519; * WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/ Aşk ile Canlar...