ANASAYFA
Seyyid Hakkı, Sosyal medya takip hesaplarımız.
YouTube, Hakk Dergahı TV-Seyyid Hakkı kanalımız: https://www.youtube.com/user/YediDeryaSohbeti62
Facebook, Hakk Dergahı Muhabbet grubumuz: https://www.facebook.com/groups/244039227002241
Fcebook, Hakk Dergahı İlim İrşad sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=100057353323519
WEB sayfamız, Alevilikte Inanç-Seyyid Hakkı; https://www.alevilikte-inanc.de/
Facebook, Seyyid Hakkı Azak özel sayfamız; https://www.facebook.com/profile.php?id=61570018628168
******************************************************************************
Vasıflı ve vasıfsız insanların toplumdaki konumu
Vasıflı ve vasıfsız insanların konumu, hem kişisel hem de toplumsal açıdan önemlidir. Çünkü Bireyin bilgi, ahlak ile sorumluluk düzeyi, sadece toplumun işleyişini değil, değer üretme ve ilerleme kapasitesini de doğrudan belirler.
Vasıflı insanın konumu.
Vasıflı insan bilgi, beceri, yetenek, ahlak, sorumluluk bilinci ve empati gibi özeliklere sahip kişidir. Hem mesleki yetkinliğiyle ve hem de insani nitelikleriyle fark yaratır. Çünkü öğrenmeye açık, sözünün arkasında duran, eleştiriyi gelişim fırsatı olarak görür ve üretkenliğiyle çevresine değer katar.
Vasıflı insanın özelikleri.
Vasıflı insan fırsat kollamaz, fırsat yaratır.
Konuşmaz, kanıtlar. Çünkü fark vasıftadır.
Susması gerektiğinde susar, yürümesi gerektiğinde yürür.
Engele takılmaz, yolunu değiştirir ama hedefine ulaşır.
Daha önemlisi bahane veya gerekçeler yerine çözüm üretir.
Vasıfsız insanın konumu.
Vasıfsız insan sadece bir iş veya beceri eksikliğinden değil düşünce, ahlak ve tutum eksikliğinde de vasıfsız kalır. Yani çözüm yerine sorumluluktan kaçar, olabilecek eleştirileri kişisel algılar, değer üretmek yerine şikâyet eder ve şahsi menfaatini merkeze koyar.
Vasıf, sadece işi bilmek değildir. Aynı zamanda insan olmayı da bilmektir. Yani birileri diploma ve birileri de sorumluluk taşır. Işte fark burada başlar. Vasıfsızlık, bilgisizlikten değil umursamamazlıktan, sorumsuzluluktan doğar. Dolayısıyla gerçek vasıf, kişinin duruşu ve karekteridir. Bunun dışında kalan tüm eksiklikler tamamlamak mümkündür.
Vasıflı ve vasıfsız kavramların arasındaki fark.
Vasıf, kişinin elinde değil zihninde ve kalbindedir.
Vasıflı insan üretirken vasıfsız insan da tüketir.
Vasıflı insanlar bilgisiyle, duruşuyla, üretkenliğiyle parlarlar ve vasıfsız insanlar da egolarıyla karanlıkta kalırlar.
Vasflı insanlar üretir, vasıfsız insanlar fırsat kollarlar. Dolayısıyla emeğiyle değil, bahanesiyle konuşan insanlar vasıfsız insanlardır çünkü vasfını kaybetmişlerdir.
Sonuç itibariyle Vasıflı insan üretir, düşünür, öğrenir ve çevresine değer katar. Fakat vasıfsız insan ise konuşur, şikâyet eder ve zamanı suçlar. Dolayısıyla biri emeğiyle iz bırakır, diğeri bahanesiyle kaybolur gider. Ilim muhabbetiyle kalın.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
Seyyid Hakkı Azak
Hizmetkârlığımız insanlık yolunadır
„İnsanlık yolu” kavram olarak, farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşısa da genellikle ahlaki, erdemli ve insan merkezli bir yaşam anlayışını vurgulamaktadır. Insan olmak, sadece bedensel varlık olmak değildir. Aynı zamanda ahlaki sorumluluklar, erdemler ve toplumsal görevler de taşımaktadır. Dolayısıyla Alevi inancında ve geleneğinde de özel bir yeri vardır.
Insanlık yolu doğruluk, adalet, sevgi, saygı, ve merhamet gibi manevi değerleri yaşamın merkezine koymuştur. Bunun amacı da bireyin hem kendine hem topluma karşı sorumluluk bilincini taşımaya tevşik etmektedir.
Dolayısıyla yaptığımız hizmetlerin, emeklerimizin ve çabalarımızın amacı insanlığa fayda sağlamaktır. Diğer bir deyimle kişisel çıkarlar için değil, toplumun ve insanlığın iyiliği için çalışmayı amaçlamaktır.
Hizmetkârlığımız insanlık yolunadır. Çünkü gerçek değer, yanlızca başkalarına dokunduğumuzda ortaya çıkar. Her çabamız, küçük ya da büyük, insanlığa bir katkıdır ve bu katkılar bir gün dünyayı daha adil, daha anlayışlı ve daha yaşanabilir kılar.
Attığımız her bir adımımız, yalnızca kendimiz için değil, insanlığın bütün yarınları için atılır.
- Küçük bir iyilik, sessiz bir yardım, bir hayatı aydınlatır.
- Bir el uzatmak, dünyayı biraz daha yaşanır kılar.
- Kendi çıkarlarımızın ötesine geçtiğimizde, ruhumuz zenginleşir ve etrafımızdaki dünya güzelleşir.
- Unutmayalım ki insanlık, dayanışma ve iyilikle yürür. Bu yüzden her yardım eli, bu yürüyüşün bir parçasıdır.
Alevilikte Hakk Muhammed Ali yolu, insanlık yoludur.
Dolayısıyla “insanlık yolu” kavramı, Hz.Muhammed Mustafa, Şahı Merdan Ali ve On Iki Imamlar’dan miras alınan öğretiyle harmanlanır.
* Hak ile adalet arayışı; İnsan, toplumsal ve bireysel hayatında adaleti gözetir.
* Ahlak ve erdem eğitimi; Düşünce ve davranışlarıyla topluma fayda sağlar.
* Hizmetkâr ehli olmak; İnsan kendi nefsini terbiye eder, kötü huy ve isteklerden uzak durur.
* Sevgi ve saygı; İnsan ve diğer varlıklara karşı sevgi, hoşgörü ve merhameti yaşar.
Alevi nefeslerinde, deyişlerine sıkca vurgulanan tema, insan olmanın sorumluluğu ve erdemli yaşamın kendisidir.
Bir bütün olarak insanlık yolu, hem bireysel hem toplumsal olarak ahlaki ve erdemli bir yaşamın yoludur. Amaç ise, insanı insan yapan erdemleri yaşamak ve topluma hizmet etmektir. Bu doğrultuda yaşayan bir insan yol ehli ve yolun yolcusu olur. Yolun yolcusu olan bir yol ehli, sadece yolu bilmekle kalmaz, onu yaşamakla birlikte nefsini terbiye eder ve erdemli bir yaşam sürer. Böylece Hakk’a ve hakikate yaklaşır, hem içsel olgunluk hem de toplumsal sorumluluk kazanır.
Yapılan hizmet anlayışının niyet ve motivasyon boyutu.
- Hizmet Hakk içindir; Yapılan hizmetin merkezinde adalet, doğruluk ve sorumluluk duygusu olmalıdır. Yani bir çıkar veya gösteriş için değil, Hakk‘a ve doğruya hizmet etmek için çalışmak.
- Mükâfat ile hoşnutluğu Allah’tan bekleriz; Yapılan iyiliğin gerçek karşılığı insanlardan değil, Allah’tandır. Bu, niyetin samimiyetini koruyan bir yaklaşımdır.
- Rızalığı da insanlardan bekleriz; İnsanların memnuniyetini önemsemek ise, toplumsal uyumu ve güzel ahlakı güçlendirir. Çünkü yapılan hizmetin faydasını insanlar görür ve onların takdir etmesi de doğal bir beklentidir, fakat işin asıl amacı değildir. Yani sen iyiliğini yap, insan bilmezse Yaradan bilir.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
2026, Alevi İnanç Takvimi
Alevilerin Matem, Oruç, Anma, Bayram günleri ve İnanç takvimi.
Alevilerin, Matem günleri
On Dört Masum-u Pak ve On Iki Imam matemidir.
Alevilerin, Oruç günleri
Seyyide Fatma-tüz Zehra ana, Imam Zeynel Abidin, Bozatlı Hızır ve 48 Perşembe oruçları. Her Perşembe niyet edilerek tutulan oruçlardır.
Alavilerin, Anma günleri
Kerbela şehidi Imam Hüseyin, Kerbela katliamı, Dersim katliamı, Çorum katliamı, Maraş katliamı, Sivas katliamı, Hünkar Hace Bektaş-ı Veli, Hıdırellez ve Abdal Musa anma günleridir.
Alevilerin, Bayram günleri
Nevruz, Kurban ve Gadir-i Hum, Velayet bayramıdır.
Inanç takvimi
1- Bozatlı Hızır orucu; 10 Şubat - 12 Şubat 2026
Eski takvime göre Hızır orucu, her yıl Şubat ayının ikinci haftası (tam hafta) Salı günü başlar ve Perşembe günü cem erkanıyla tamamlanır
2- Şahı Merdan Ali’nin zahiriye zuhur ettiği gün ve Nevruz bayramı; 21 Mart 2026
3- Dersim katliamı; 4 Mayıs 2026
4- Hıdır Ellez anma günleri; 5 Mayıs - 6 Mayıs 2026
5- Çorum katliamı; 29 Mayıs 2026
7- Kurban bayramı; 27 Mayıs 2026
8- Abdal Musa anma günleri; 6 Haziran - 7 Haziran 2026
9- Gadr-i Hum-Velayet bayramı; 4 Haziran 2026
10- On Dört Masum-u Pak matemi; 12 Haziran - 14 Haziran 2026
11- Seyyide Fatma-tüz Zehra orucu; 15 Haziran 2026
12- On İki İmam matem ve oruç günleri; 16 Haziran - 27 Haziran 2026
16 Haziran 2026 birinci gün başlar ve 28 Haziran 2026 Aşura günüdür. NOT: On Iki Imam matemi ile Imam Zeynel Abidin orucu, öylesine iç içe geçmiştir ki matem günleriyle başlar ve tamamlanır.
13- İmam Hüseyin Hakk’a yürüme tarihi; 25 Haziran 2026 – 10 Muharrem 1448
14- Sivas katliamı; 2 Temmuz 2026
15- Maraş katliamı; 4 Temmuz 2026
16- Hünkar Hace Bektaş-ı Veli anma günleri; 16 Ağustos - 18 Ağustos 2026
17- 48 Perşembe oruçlar, her Perşembe niyet edilerek tutulan oruçlardır.
Yaşam ve bedel inancı olan Aleviğin bunca inanç, kutlama ve bayramları varken birtanesini dahi anmıyoruz, kutlamıyoruz, sahiplenmiyorken kabullenmediğimiz Ebu Sufyan, Muaviye ve Yezid’in dayatmış olduğu Arap gelenek göreneklerini sahipleniyor ve kutluyoruz. Diyoruz ki gelin, “gönül kalsın yol kalmasın” ilkesine ters düşmeyelim.
Matemlerinizin, oruçlarınızın, lokmalarınızın, ibadetlerinizin ve dualarınızın Canab-ı Hakk’tan kabulünü dileriz. Canab-ı Hakk yardımcımız, Muhammed Ali haldaşımız, Ehli Beyt yol göstericimiz, Hızır yoldaşımız ola...
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=
Camilere değil, üreten Fabrikalara ihtiyaç vardır.
Diğer bir deyimle inanç evleri ile fabrika birlikte yükselirse o zaman toplum da güçlenir.
Burada hem eleştiri ve hem de uyarı söz konusudur. Bu uyarı ve eleştiri, toplumsal kalkınma açısından önemlidir. Diğer bir deyimle kaş yapayım derken göz çıkarmamaktır. Cami veya inaç evleri, simgesel olarak din ile rituel alanı ve fabrika ise üretim, emek, teknoloji, ekonomik gelişim gibi kavramları temsil ediyor.
Mesajımız şudur.
Kalkınmak isteyen bir toplum, yanlızca sembolik veya sosyal alanlara değil, üretim gücüne yatırım yapmalıdır. İnsanların refahı, çalışma-üretme-katma değer oluşturma döngüsüyle mümkündür. İnanç elbette önemlidir, fakat tek başına işsizlik, yoksulluk, teknoloji açığı gibi sorunları çözmez. Mesele, birini tamamen reddetmek değildir. Cami, manevi ve toplumsal birlik sağlayabilir fakat fabrika, ekonomik bağımsızlık ve refah getirir.
Dolayısıyla en güçlü toplumlar, bu ikisini dengeleyebilendir. Yani hem kültürel ve manevi dayanışmayı koruyup hem de bilim, sanayi, üretim odaklı bir ekonomi inşa eden toplumlar söz sahibidirler. Özetle, Dua iyi fakat iş şarttır.
Çünkü din, tek başına karın doyurmuyor. Üretim olmadan bağımsızlık mümkün değildir. Yani yapılar değil, emek ve akıl geleceği inşa ediyor. Diğer bir deyimle hem ruhu besleyeceğiz hem de cebimizi. Esas olan da çarkların dönmesidir.
Manaviyat insana yön ve dayanışma gücü verir, üretim ise, hayat kalitesini yükseltir. Demek oluyor ki eğer biri eksik olursa toplum ya köksüz ya da güçsüz kalıyor. Görüldüğü gibi maneviyat ve yaşam koşulları birbirini besleyen iki alandır. Ekonomik sıkıntılar, işsizlik, geçim derdi insanların moralini, umudunu tüketiyor. Diğer tarafta maneviyat zayıflandığında motivasyon, üretme isteği düşüyor. Ancak üretim ve iyi yaşam şartları olduğunda insanlar daha huzurlu, daha dayanıklı ve daha mutlu oluyorlar.
Bu döngünün çarkının sırrı ise, iyi yaşam koşulları-daha çok çalışma ile gelişim ve daha iyi yaşam koşulları söz konusudur. Bu döngüyü kurabilmek, bir toplumun geleceği açısından çok kiritiktir. Diğer bir deyimle açken insanın duası da yorgun olur. Hem kalp hem üretim birlikte sağlam olduğunda toplum ayakta kalıyor.
Dolayısıyla bir toplumun sağlıklı olması için maneviyat boyutunda insanlara değer, dayanışma, moral, umut verir, toplumsal bağları güçlendirir ve güveni artırır. Ekonomi ve üretim boyutunda ise refah, özgüven, bağımsızlık sağlar. Yani insanların temel ihtiyaçlarını karşılar ve yaşam kalitesini yükseltir.
Özüitibariyle bu iki unsur birbirini tamamlar. Karnı tok olanın yüreği daha sağlam olur ve yüreği sağlam olanın üretim gücü daha da artar. Eğer birinde eksiklik olursa diğeri de elbetteki zayıflar. Bunun içindir ki hem üretime ve hem de manevi değerlere sahip çıkmak gerekiyor.
Özetle maneviyat ve ekonomi dengesi bozulduğunda toplum çözülmeye başlar. Ekonomik zorluklar, toplumsal huzursuzluklar, manevi veya kimlik krizleri, siyasi gerilim, vs. biri çökünce diğeri de elbetteki zayıflar. Dolayısıyla maneviyat ile üretim dengesini kurabilen ülkeler, dünyada örnek bir model olabilmişlerdir. Aşk ile.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=
Bismişah, Allah Allah!
Bercemali Muhammed Mustafa, berkemali Imam Hasan, Imam Hüseyin ve Şahı Merdan Ali’yi Pir bilip verelim Muhammed Mustafa’ya selam.
Hz.Muhammed Mustafa’ya, Keremler Şahı Ali’yyün Veliullaha ve Ehli Beyt’ine dua ile selam olsun. Onlara esenlikler eyle.
Ya Canab-ı Hakk!
Hata ve kusurlarımızı;
Muhammed Mustafa hakkı için, bağışla.
Ali’yyel Murtaza hakkı için, bağışla.
Hatice-tül Kübra Ana hakkı için, bağışla.
Seyyide Fatma-tüz Zehra ana hakkı için, bağışla.
Imam Hasan hulki Rıza hakkı için, bağışla.
Imam Hüseyin-i Kerbela hakkı için, bağışla.
Imam Zeynel Ali Aba hakkı için, bağışla.
Imam Muhammed Bakır hakkı için, bağışla.
Imam Cafer-i Sadık hakkı için, bağışla.
Imam Musa-i Kazım hakkı için, bağışla.
Imam Rıza hakkı için, bağışla.
Muhammed Taki hakkı için, bağışla.
Imam Ali’ül Naki hakkı için, bağışla.
Imam Hasan-ül Askeri hakkı için, bağışla.
Imam Muhammed Mehdi sahibi zaman hakkı için, bağışla.
Pir Hünkar hakkı için, bağışla.
Erenler, Evliyalar hakkı için, bağışla.
Ya Cenab-ı Hakk!
Gülbenglerimiz, Dualarımız, hasta olan canlarımızın derdine derman ile şifa ola.
Zorda, darda olanlara, sağlıklı ve huzurlu günler nasip ola.
Hakikat alemine göçmüş canların, ruhu şad ve mazereti bağışlanmıș ola.
Okuyan insanların zihni açık, başarıları daim ola,
Darda, zorda olanlara, yetiş carımıza diyenlere sen yetiş ya Bozatlı Hızır!
Hakk Muhammed Ali aşkına cem geceniz mübarek, ibadet ile gülbenkleriniz, dua edenin duası, çerağ uyandıran cümle canların dilde dilekleri ve gönülde muradları kabul ola.
Dil bizden, kabul-ü Canab-ı Hakk’tan ola.
Allah Allah, Hakk eyvallah. Hizmet aşkıyla Huu.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı=
Sevgili Canlar, Dostlar ve Okurlar,
Alevilikte Gülbeng, Dua ve Erkânlar uzun bir yolculuğun ardından ÇIKTI!
Bir lokma karşılığında, siz değerli okurlarımızla buluşmaya hazır. Ruhani bir yolculuğa hazır mısınız?
Bu eser, Alevi inanç ve ibadet geleneğinin derinliklerine yolculuk yapmak isteyenler için eşsiz bir rehber. Gülbenglerin anlamı ve işlevi, duaların ruhani derinliği ve erkânların ritüel içindeki yeri anlaşılır bir dille anlatılıyor.
Ehli Beyt yazarı ve Seyyid Seyfeddin Ocağı evlatlarından,
=Seyyid Hakkı Azak=